Cemiyet


Karun Kadar Malın Olsa !..

Karun Kadar Malın Olsa !..

 

Karun Kadar Malın Olsa !..

Bir kişinin zenginliğinden bahsederken "Karun kadar zengin" veya "Karun kadar malın olsa neye yarar" sözlerini toplumca sık sık kullanır, zenginliği Karun'la eşdeğer tutarız. Tutarız da adını böylesine sıkça kullandığımız kişinin kim olduğunu pek bilmeyiz.

Kim bu, yüzyıllardan beri, zenginliği dillerden düşmeyen Karun? "Dünyanın en zengin ölümlüsü" unvanını nasıl kazanmıştı? Zenginliği ona mutluluk getirmiş miydi?... Nasıl bir hayat sürmüş ve nasıl ölmüştü?... İnsanlara ibret için Kutsal kitaplarda da adı geçen Karun; tarihteki Lidya Devleti'nin son kralı Krezüs (Croesus)'dan başkası değildir. İsterseniz gelin, Milat öncesi yıllara dönelim ve toplumumuzda akıl almaz zenginliği ile dillere destan olan Karun'u yakından tanıyalım.

Karun, M.Ö. 560 yılında, 57 yıl krallık yapan Mermnadlardan Alyattes'in yerine, Lidya Kralı olduğunda 35 yaşında idi. İlk işi, Sardeis'e (bugünkü Manisa'nın Salihli İlçesi) 4 kilometre uzaklıktaki hiç kurumayan Gides Gölü'nün (günümüzde Marmara Gölü) yanında, babası için bir anıt mezar yaptırmak oldu. Mezar taş bloklar üzerinde oturuyordu. Çapı 355 metre, daire çevresi 1115 metre ve yüksekliği 69 metre olan bir piramit şeklinde İdi. Orada, bütün Sardeis halkı çalıştırıldı. İkinci işi Lidya'nın Metropolü (ana kenti) olan Sardeis şehrinin tam ortasından geçen Sartçay'ın (pactolos), yukarılardaki Musadağ'dan sürüp getirdiği altın tozlarını, kurduğu rafinerilerde temizletip külçe haline getirerek, hazinelerini tepeleme altınla doldurmak oldu. Bu arada; tarihe, kendi adına, ilk olarak altın para basan kral olarak geçmeyi de başardı. Hazineleri o kadar büyümüştü ki, mallarının çokluğu, hazinedarların hafızasını yorabilir. Anahtarlarını taşımak, güçlü birkaç kişiye ağır gelebilirdi. Ama o, insanların bu hazinelerde payı olduğunu unutmuştu. Karun'un zenginliği arttıkça, başkent Sardeis'in ünü de, önemi de büyümüştü. Sardeis, köle pazarlarının merkezi olmuş, İran'ın Susa şehrinden batıya uzanan bin 500 kilometrelik Kral Yolu'nun uç noktası olarak önem kazanmıştı. Bu nedenle tacirler, devlet adamları, kahinler ve bilginler sık sık Sardeis'e gelirlerdi. Paranın açamayacağı kapı, elde edemeyeceği zafer bulunmadığına inanan Karun, Yunanlı asker ve komutanlardan oluşan bir "Paralı Ordu" kurdu. İlk olarak İonya'nın Efes şehrine saldırarak işgal etti ve ekinlerini de yaktı. Kısa sürede çevresindeki 13 krallığı hegemonyası altına aldı. Zenginliğine güvenen Karun işin kolayını bulmuştu. Bir sefere çıkmadan önce, altınlarından küçük bir kısmını çevresindeki mabetlerin tanrılarına hediye ediyor, onların desteğini elde ettikten sonra saldırıya geçiyordu. Akdeniz'e kadar genişlemişti. Kızılırmak'ın öte yakasında ise, kuvvetli Pers Kralı Kiros (Kyros) vardı. Sıra Kiros'a saldırmaya gelmişti. Öte yandan Kiros'un gözü de Sardeis'de ve Karun'un altınlarında idi...

Günün birinde şehre, ünlü bilgin Solon çıkageldi. Solon geldiğinde Karun, komşusu olan Pers kralına savaş açmanın hazırlıklarında idi. Solon'a bir soru yöneltti: "Hayatınızda gördüğünüz en mutlu insan kimdir?"

Sorunun nedeni kendisinin en mutlu olduğuna inanması idi. Çünkü ondan daha zengini yoktu. Solon sahte bir övgü yapmadı ve gerçekçi konuştu: Telhis adlı bir Atinalı'dır" dedi. Nedeni sorulduğunda da: "İki nedeni var" dedi. "Birincisi, yaşadığı zengin şehirde, çocuklarını çok iyi yetiştirdi. Sonra torunlarını da gördü. İkincisi, iyi bir hayat yaşadıktan sonra şanlı bir şekilde, vatandaşları için kahramanca savaşarak öldü. Atinalılar, öldüğü yerde büyük bir anıt yaparak saygılarını sundular." Kral bu cevaptan hiç hoşlanmamıştı. Bir ümitle ikinci sorusunu sordu: 'Ya ikinci mutlu insan kimdir? Solon "Argoslu iki genç adamdır" dedi. Ne yaptıkları sorulunca da; "Onlar; annelerini dini bir törene götüreceklerdi. Öküzleri gecikince boyunduruğa girdiler, annelerini taşıdılar ve herkesin hayran olacağı bir şekilde de öldüler.

Tanrı, bunların ölümü ile, ölümün; insanlar için, hayattan daha değerli olabileceğini göstermişti" dedi. Karun bütün bu sözlere kızmıştı. "Durumum o kadar kötü mü ki beni bu sıradan insanlarla bile kıyaslamadın" diyerek isyan etti. Solon Krala: Şu halde ey Karun! İnsan için yalnız talih ve talihsizlik vardır. Evet görüyorum, sen çok zenginsin, çok insana hükmediyorsun, ama benden istediğin cevabı gene de alamazsın. Nice insanlar vardır ki masallardaki kadar zengindir, ama mutsuzdur. Niceleri de vardır ki şöyle böyle geçinirler ama talihlidirler. Her üstünlüğü elde etmek bir ölümlü için olacak şey değildir; hiçbir toprak yoktur ki kendi kendisine yetsin ve her ürünü versin. İnsanoğlu için de böyledir, hiç kimse tek başına her şeyi elde edemez, filanı elde eder, falandan yoksun kalır. O ki ömrü boyunca her zenginliğe erişir ve en son dünyadan hoşnut ayrılır; işte o, bana göre "En Kral En Mutlu İnsan" adını hak eder. Her şeyin sonuna bakmalıdır; "Tanrı çok insana mutluluğu yem olarak sunar, sonra da çeker alır elinden" dedi. Karun yapacağı savaşın hazırlıklarını tamamlamıştı. Her zaman olduğu gibi en büyük hediyeyi Delphoi'deki Apollon tanrısına göndermişti. Bunlar 250 kilogram ağırlığında bir altın kap ile 132 cm boyunda altından bir heykeldi. Pers Kralı Kiros da Karun'un hazırlıklarını öğrenmişti. Kiros, tecrübeli, bilgili ve kurnaz bir askerdi. Kızılırmak'ı süratle geçti. Karun'un süvarilerine karşı, onun ordusunda develer vardı. İki ordu Salihli ovasında M.Ö. 546 yılında kapıştılar. Karun'un paralı askerlerinin atları, develerin kokusundan ve biçimlerinden ürkerek kaçtılar. Sardeis şehri, Pers kralına 14 gün dayandıktan sonra ünlü kralı ile birlikte teslim oldu.

Ondört yıllık bir saltanattan sonra, on dört günlük bir kuşatma sonunda Persler, Sardeis'i ve ihtişamlı Kralı Karun'u canlı olarak ele geçirdiler. Ve böylece büyük bir imparatorluk yerle bir oldu. Pers Kralı ahdetmişti. Karun'u çok sevdiği, büyük hediyeler sunduğu tanrılarına yakarak kurban edecekti. Büyük bir ateş hazırlattı. Karun, odun yığının üstünde ayakta durmuş; böyle tam bir felaketin ortasında Solon'u düşünecek zaman bulabilmiş ve şu sözün gerçek olduğunu anlamıştı: "Hiçbir canlı mutlu değildir" bunu düşünerek göğsünden derin bir inilti yükseltti ve üç kez, "Solon!" diye bağırdı. Pers Kralı Solun'un kim olduğunu sordu. Karun bir süre sustu, cevap veremedi, sonra şunları söyledi: "Bir adam ki, dünyayı yöneten kişiler onunla konuşabilmiş olsalardı, bu benim için büyük hazinelerden daha değerli biri olurdu. Solon, bütün kralların dinlemesi gereken biri idi. Bana da "Her şeyin sonuna bakmalı demişti" diye cevapladı. Tercümanların dilinden bu sözleri dinleyen Kiros etkilenmişti.

Kendisi de bir kraldı ve nihayetinde aynı şeyler bir gün onun da başına gelebilirdi. Çünkü dünyada insanoğlunun güvenebileceği hiçbir şeyi yoktu. Solon'un sözleri doğru çıkmış, Karun mutlu sonu görememişti. Lidya krallığı yıkılmış, Karun'un saltanatı ve ihtişamlı hayati böylece son bulmuştu. Allah, Kutsal Kitabımız Kur'anı Kerim'de Karun'dan şöyle bahseder: "Gerçekten Karun, Musa Milletinden idi, ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona; "Böbürlenip şımarma. Çünkü Allah, böbürlenenleri sevmez" (Kasas: 76.)

Karun dedi ki: "Bu servet bana ancak bende bulunan bir bilgiden dolayı verilmiştir" Allah'ın ondan önceki nesiller arasında kendisinden daha güçlü ve daha fazla cemaatı olan nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Zaten suçluların suçları kendilerinden sorulmaz." Kasas: 78. Karun, bir gün ihtişam ve zinet içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: "Keşke Karun'a verilen mal gibi bize mal verilse! O, gerçekten büyük bir varlık sahibidir" demişlerdir. (Kasas; 79.) Sonunda Karun'u ve sarayını yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek kimsesi yoktu. Kendisinin de kendisine yardımı dokunamazdı.(Kasas: 81.)

Karun'un 14 yıl boyunca hakim sürdüğü ve ihtişamlı yaşantısının hiç bitmeyecek sandığı topraklara daha sonra Persler hakim oldu. Sonra Büyük İskender, Bergama Kralları. Romalılar ve Bizanslılar egemen oldular. Aynı topraklara bin yıldan beri de Türkler sahiplik yapıyor. İzmir Ankara karayolunun 71 kilometresinde Manisa'nın Salihli ilçesinin hemen yanı başında, Sardeis'in mermerden yollarını, genelevlerini, şarap mahzenlerini, Gides Gölü'nü altın işleme yerlerini, Akropol, Artemis tapınaklarının kalıntıları ile 20 bin kişilik stadyum işaretlerini bulabilirsiniz.

Şehrin 4 kilometre ilerisinde, en büyüğü Karun'un babasına ait olan tam 91 adet tümülüs yükselmektedir. Bunlar Anadolu'daki en büyük tümülüslerdir.

Kaynakça:

Yenises Dergisi

Sayı:051 Mart 2000