Cemiyet


Osmaniye Taşınmaz Kültür Varlıkları Zengini

Osmaniye Taşınmaz Kültür Varlıkları Zengini

 

Çukurova’nın Parlayan Yıldızı Osmaniye, bulunduğu coğrafi konumu itibariyle, bugün olduğu gibi antik çağlarda da doğuyu batıya, kuzeyi güneye bağlayan bir köprü konumunda olmuştur. Tarihte Cebelibereket Sancağı olan Osmaniye, bereketli ovaları, ılıman iklimi, serin yaylaları ve doğal güzellikleriyle insanlığın cazibe merkezi olmuş ve birçok medeniyete yaşama imkânı sunmuştur. Osmaniye bu sayede sayısız tarihi eserlere ve taşınmaz kültür varlıklarına sahip olmuştur. Osmaniye Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, bu kültürel varlıkları yaşatmak, korumak ve tanıtmak adına bir envanter hazırladı ve tanıtım için ilgili kurumlara dağıttı. Envanterde Osmaniye’nin genel tarihçesi, Türkiye’nin İlk Açık Hava Müzesi Karatepe Aslantaş Ören Yeri ve Kutsal Şehir Kastabala (Hierapolis) ile Osmaniye Kaleleri zengin fotoğraflarla kaleme alınmıştır. Daha sonra Osmaniye Merkezdeki, Bahçe, Düziçi, Hasanbeyli, Kadirli, Sumbas ve Toprakkale ilçelerindeki anıtlar ve arkeolojik sit alanları kadastro bilgileriyle; pafta, ada ve parsel numaralarıyla, koruma derecesine varıncaya kadar kayıt altına alınmış ve fotoğraflarla görüntülenmiştir.

Kültür Varlıklarımız Yurdumuzun Tapusu

Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Tabur, Dergimizin İmtiyaz Sahibi ve Osmaniye Önder Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hasan Bölük Beye takdim ettiği “Osmaniye Taşınmaz Kültür Varlıkları Envanteri”nin önsözünde, “Kültür varlıklarımız bizlere atalarımızdan, geçmişteki kültür ve medeniyetlerden kalan mirastır. Bizim de bu mirası gelecek nesillere aktarmak görevimizdir. Tarihimizin yazılması ve yaşatılması için belgesinin yaşatılması lazımdır. Kültür varlıklarımız yurdumuzun tapusu gibidir. Aynı zamanda insanlığın ortak mirası olan değerlerin envanterinin çıkarılarak kayıt altına alınması ve korunması büyük önem arz etmektedir. Koruduğumuz her değer geleceğe açılan bir kapıdır. Bu kapının açık kalmasını sağlamak da insani bir görevdir” dedi.

Katkısı Olanlara Teşekkürler

Osmaniye İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğinin katkısıyla bastırılan eserin hazırlanmasında emeği geçenleri zikreden Müdür Ahmet Tabur, “Müdürlüğümüzün çalışmalarında ve eserin hazırlanmasında her zaman bize destek olan Eski Valimiz Sayın Dr. Mehmet Oduncu’ya, Müze Müdiresi M. Nalan Yastı’ya, Arkeolog Uzman Ümit Kayışoğlu’na, Müze Araştırmacısı Halil Çoşar ve diğer müze personelimize, Müdür Yardımcımız Veli Aba’ya, Şube Müdürlerimiz Garip Yıl ve Mehmet Korkmaz ile personelimize, Envanter Hazırlama ve İnceleme Komisyonu Üyelerimize ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca Osmaniye’mizin kültürel değerlerini ve zenginliklerini Türkiye ve Türk Dünyasına tanıtan Haberde Önder Gazetesi ve Yenises Dergisi’nin İmtiyaz Sahibi Hasan Bölük Beye de şükranlarımı sunuyorum. Bu envanterimizi de tanıtma nezaketi göstereceğine inanıyorum” diye konuştu.

Osmaniye’nin Kültürel Varlıkları

Osmaniye’nin, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Geç Hitit Dönemi Örenyeri ve Kastabala (Hierapolis) Antik Kenti’nin döneminin bölgedeki en önemli büyük şehirleri olduğunu vurgulayan Müdür Tabur, taşınmaz kültür varlıklarından bazılarını şöyle sıraladı: “Osmaniye, bugüne kadar korunarak gelmiş Toprakkale, Harun Reşit Kalesi, Bodrum Kale, Savranda Kalesi gibi bilinen 26 kalesi ile ‘Kaleler Şehri’ unvanını hak etmektedir. Merkezdeki Enverül Hamit Cami ve Şehitliği, Yarpuz Köyündeki Osmanlı Hükümet Konağı, Kadirli Alacami, Bahçe Ağcabey Cami ve Kümbetleri, Sumbas Eski Cami, Gaffarlı Köyü Taşköprü, Düziçi Sabunsuyu Köprüsü, Kadirli Cemalpaşa ve Orta Tozlu Köyü Köprüleri de dikkat çeken kültür varlıklarımızdır. Bunun yanı sıra höyükleri, mozaikli alanları, antik mezarları ve pek çok nitelikli arkeolojik sit alanları ile bilimsel çalışmalara kaynak oluşturabilecek niteliktedir.”

İlkin Horasan Türkleri Yerleşti

Osmaniye Müze Müdürü Arkeolog M. Nalan Yastı da, envanterin giriş yazısında, Antik Çağlardaki adıyla Ovalık Kilikya’nın, günümüzdeki tanımıyla Çukurova’nın doğusunda yer alan Osmaniye’nin tarihinin günümüzden binlerce yıl öncesine kadar gittiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Paleolitik Döneme ait herhangi bir yerleşim izine şuana kadar rastlanmamakla birlikte, bugünkü Aslantaş Baraj Gölü altında kalan Domuztepe’nin güney ve batı yamaçlarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağlarına ait yerleşimler ortaya çıkarılmış, Kastabala Antik Kentinde son yıllarda yapılan kazılarda Geç Neolitik-Erken Kalkolitik Dönemlere ait bulgulara ulaşılmıştır. Kadirli ilçesindeki Anberinarkı Höyüğünde Kalkolitik, Çatalhöyük ve Malhöyük’te de Tunç Çağı yerleşimini kanıtlayan seramik buluntular ele geçmiştir. Genel olarak; Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları ile Geç Hitit, Asur, Pers, Grek, Roma ve Doğu Roma hâkimiyetinde iskân edilen bu topraklarda daha sonra Emevi ve Abbasiler hüküm sürmüş, 8. yüzyılda Harun Reşit buraya Horasan Türklerini yerleştirmiştir.

Cebelibereket Sancağı Osmaniye

Bölge, 11. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar Haçlı Seferleri ve Doğu Anadolu’dan Toroslar üzerinden Çukurova’ya inen Ermeni gruplarının istilaları ve yağmalamaları nedeniyle ağır bir felaket ve karmaşa dönemi yaşamıştır. Türklerin Anadolu’yu fethinden hemen sonraki süreçte bölgeye Oğuz Boyları gelip yerleşmişler ve 14. yüzyılda, Çukurova’ya hâkim olan Memluk Devleti’nin himayesiyle, Üç-Ok Türkmenlerinden Kınıklar, bugünkü Osmaniye’nin temelini atmışlardır. İçinde bulunduğu bölgede Ramazanoğulları ve Dulkadiroğulları Beylikleri’nin egemenliğinden sonra 16. yüzyılda Osmanlı Devleti topraklarına katılan Osmaniye, 1878’de şimdiki Cebel Köyü’nde kurulan Cebelibereket Sancağı’na bağlı bir ilçe iken 1908’de sancağın merkezi, daha sonra da Cebelibereket Vilayeti’nin merkezi konumuna gelmiştir. 1. Dünya Savaşı’nın sonunda Fransız işgaline uğrayan Osmaniye, işgale büyük bir kahramanlıkla direnmiştir. Ankara Antlaşmasından (20 Ekim 1921) sonra bölgeden çekilmeye başlayan Fransızlar, 7 Ocak 1922’de Osmaniye’den tamamen çıkmışlardır. 29 Ekim 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin baki egemenliğinde, 1996 yılında ülkemizin 80. vilayeti olmuştur.

Tarkan’ın Kurduğu Kastabala

Osmaniye’nin Eskiçağ dönemi tarihine ışık tutan en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Karatepe Aslantaş’taki Asativataya, MÖ 8. yüzyılda bu topraklara hâkim olan Geç Hitit Krallarından Asativatas’ın kurduğu bir merkezdir. Mezopotamya ile Anadolu arasındaki ticaretin bu alandaki kontrolünün de yapıldığı Karatepe’de iç ve dış surlarla tahkim edilmiş kale içerisinde çeşitli yapılar ve zengin tasvirli orthostatlar ile Fırtına Tanrısı Baal’ın heykeli bulunmaktadır. Osmaniye’nin Eskiçağ döneminin diğer bir önemli şehir devleti olan Kastabala ise, Geç Neolitik-Erken Kalkolitik dönemlerden itibaren iskân edilmeye başlanmıştır. Seleukos Krallığının bölgede hüküm sürdüğü dönemlerde var olan Kastabala’da rahibeler çıplak ayakla kor ateş üzerinde yürüyerek Tanrıça Perasia’yı kutsayan dini törenler yapmaktaydılar ve burası muhtemelen bir kutsal tapınım alanıydı. Hatta bu yüzden Seleukos Kralı IV. Antiochos Epiphanes tarafından bu şehir Hierapolis (kutsal şehir) olarak adlandırıldı. MÖ 39’da, Roma Döneminde şehrin bilinen ilk kralı Tarkondimotos’un kurduğu ya da bir başka deyişle kent mimarisinin bugüne kalan yapılarının oluşturulduğu Kastabala, MS 6. yüzyılda meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından eski ihtişamını kaybetmiştir.

Kadirli Flaviopolis Şehri

MS 72 yılında İmparator Vespasian tarafından Çukurova Bölgesinin, yeniden ihdas edilen Roma Eyaleti Kilikya’ya ilhak edilmesi sırasında uygulanan şehirleşme faaliyeti kapsamında Flavius’lar hanedanının adını yaşatmak üzere, bugünkü Kadirli ilçe merkezinin bulunduğu yerde Flaviopolis Şehri kurulmuştu. 1932 yılında bugünkü Coşkunlar İşhanı’nın olduğu yerde bir evin temelinden çıkan bronz heykel İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunmaktadır. Ne yazık ki; modern yapılaşmadan dolayı Flaviopolis Eskiçağ Şehrinden günümüze fazla bir şey kalmamıştır.

Üç İnancı Barındıran Alacami

Yine Kadirli ilçe merkezinde bulunan Alacamii, bölgenin önemli anıtsal yapılarından biridir. İkinci yüzyılın başlarında Romalılar tarafından bir tapınak olarak yapılmış, 5. yüzyılda Doğu Roma Döneminde yapılan eklentiyle kiliseye çevrilmiştir. İç ve dış avlusunda taban mozaikleri bulunan kilise, Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu Sarı Kaplan Kasım Bey tarafından yaptırılan onarımla bir mihrap ve minare eklenerek camiye çevrilmiştir. Üç farklı dönemin inanışının aynı yapıda vücut bulduğu ve günümüze kadar sağlam ulaşan anıtsal yapılardan biri olan Alacamii, Anadolu’nun kültürel zenginliğinin ve kültür tarihi devamlılığının Osmaniye’deki simgesidir.

Kaleler Şehri Osmaniye

Düziçi ilçesi, Roma İmparatoru Nero adına MS 1. yüzyıl ikinci yarısında kurulmuş olan Neronias eskiçağ şehri ile özdeş olup bu eskiçağ şehri ve çevresinde son yıllarda bulunan eskiçağ dönemi yazıtlarının incelenmeleriyle buranın sonradan Geç Roma devrinde İrenepolis adını aldığını göstermektedir. İlçe merkezindeki Cumhuriyet/ Harap Mahallesinde eskiçağ şehrinin mozaiklerinden bir kısmı günümüze ulaşabilmiştir. Önemli askeri ve ticari yolların kavşak noktasında bulunan Osmaniye’de, güvenli ve sakin bir dönem olan Roma İmparatorluk Döneminde şehirler surlarla çevrilmeksizin huzurlu bir dönem yaşarlarken, MS 260 yılında Sasani Kralı Şapor’un Çukurova şehirlerinin de aralarında bulunduğu geniş bir bölgeyi yağmalamasıyla refah ve bolluk dönemi sona ermiştir. Ortaçağ’da ağırlıklı olarak Araplar, Ermeniler, Haçlılar ve Doğu Roma saldırı ve istilalarıyla karşılaşan Çukurova’da güvenlik sorunun giderek artmasından ötürü yapılmış olan kaleler bu dönemin tarihi gelişmelerinin en önemli belgelerini oluşturmaktadırlar. En dikkati çekenleri arasında Toprakkale, Bodrum Kale, Harun Reşit Kalesi, Savranda Kalesi sayılabilir.

Arkeolojik Kazılar Devam Ediyor

Kastabala Antik Şehrinde Prof. Dr. H. Turgut Zeyrek Başkanlığında arkeolojik kazı yapılmakta, Prof. Dr. M. Hamdi Sayar ve Doç. Dr. Füsun Tülek tarafından yüzey araştırmaları yapılmaktadır. Bölgede yapılacak kapsamlı araştırma ve kazılar sonucunda Osmaniye’nin Eskiçağ ve Ortaçağ Dönemi kronolojisi ve tarihi çok daha iyi aydınlatabilecektir. Önümüzdeki süreçte yapmayı planladığımız bilimsel arkeolojik kazılar ile toprak altında kalmış birçok arkeolojik mirasın gün yüzüne çıkarılarak gerekli koruma ve sergileme çalışmaları ile gelecek nesillere layık olduğu şekilde aktarılması Bakanlığımızın, Osmaniye Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Müze Müdürlüğümüzün temel hedefleridir.”