Cemiyet


Habercilikte İmla Kuralları ve Noktalama İşaretleri

 

Habercilikte İmla Kuralları ve Noktalama İşaretleri

 

Haberde yürürlükteki Türk Dil Kurumu (TDK) yazım kuralları temel alınır. Ancak gazeteciliğe özgü bazı farklı kullanımlar da söz konusudur. Diğer yandan, yazımı tartışmalı bazı sözcükler ve üzerinde uzlaşılamamış kullanımlar da bulunmaktadır. Örneğin uluslararası kelimesi yürürlükteki kurallara göre ayrı yazılmakta ise de basında birleşik şekli tercih edilmektedir. Yine Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş gibi illerin isimlerini hiçbirimiz ayrı yazmıyoruz. Benzer bir şekilde, TDK'nın ürettiği ancak henüz yerleşmemiş kelimeleri de kullanmıyoruz. Belgegeçer yerine faks, yerleşke yerine kampus yazıyoruz örneğin. Bu gibi durumlarda genel kabul görmüş kullanımları tercih etmekte fayda vardır. Gazetelerde özellikle sayıların yazımıyla ilgili bazı farklılıklar vardır. Okunma kolaylığı sağlaması için bin ve daha büyük sayılar yazıyla yazılır. 10-1000 arasındaki sayılar rakamla, 10'a kadar olan rakamlar ise iki şekilde de yazılabilir. Bu okuyucunun büyük sayıları karıştırmaması için başvurulan pratik bir çözümdür.

Temel Kurallar ve Sık Yapılan Hatalar

Özel isimler ve özel isimle birlikte kullanılan unvanlar büyük harfle başlar. Ancak özel isme dahil olmayan devamındaki kelimeler büyük harfle yazılmaz. Hürriyet Gazetesi, Aksiyon Dergisi, Konya İli, Selçuklu İlçesi gibi kullanımlar yanlıştır. Burada özel isim ilk kelimedir, ikinci kelimeler özel isme dahil değildir. Benzer bir şekilde akrabalık ya da saygı içeren ekler de özel isme dahil değildir. Ahmet Enişte, Saliha Teyze, İhsan Dede gibi örneklerde ikinci kelimeler küçük harfle başlamalıdır.

Haberde kısaltmaların tamamı büyük harfle yazılır. TBMM, TSK, AKP, MHP, TÜİK, TÜBİTAK gibi kurum ve kuruluş isimleri yanında TV, CD, DVD, RAM, AIDS gibi. Bilinmeyen kısaltmaların ilk kullanıldığı yerde açılımıyla birlikte verilmesi gerekir.

Diğer yandan özellikle İngilizce kısaltmalarda büyük İ harfinin kullanımı sık yapılan hatalardandır. AİDS değil, AIDS olduğunu; İLO değil, ILO yazılması gerektiğini unutmayalım.

Bir başka hatırlatma, ay ve gün isimleri tarih bildirmediği sürece küçük harfle; çarşamba, perşembe, şubat, aralık şeklinde yazılır. Fakat 17 Aralık 2011 Cumartesi yazılırken büyük harfle başlar.

Kısaltmalar Arasına Nokta Konmaz

Kısaltmaların arasına haber imlasında nokta konmaz. T.B.M.M., T.C. diye yazılmaz, TBMM, TC yazılır. Unvan kısaltmalarında nokta kullanılır. Prof. Dr., Yrd. Doç. Dr., Org., Yzb. gibi.

Bir başka uyarı: Kısaltmalar daima okunduğu şekle göre ek alır. TÜİK'in, TBMM'ye, RTÜK'ten gibi. Yabancı kısaltmalar için de bu kural geçerlidir. CIA'nın değil CIA'in (siayey) şeklinde yazmak gerekir.

Yer ve yön bildiren kelimelerin yazılışında da sık sık yanlışlık yapılmaktadır. Batı, Doğu gibi kelimeler yön bildirirken büyük harfle başlamaz. Ancak yer bildirirken büyük harfle başlar. Batı ülkeleri, Ortadoğu gibi kullanımlarda yön değil yer bildirdiği için büyük harfle başlanır. Kuzey Anadolu, İç Anadolu. Orta Afrika örneklerinde de yer bildirdiği için ilk kelimeler büyük harfle başlar.

Din, mezhep ve bunlardan türemiş isimler büyük harfle başlar. İslam, Hıristiyan, Sünni, Alevi, Katolik, Protestan gibi.

Dil adları büyük harfle başlar. Türkçe, Arapça, İngilizce, Hintçe gibi… Özel isimlerden türeyen kelimeler de büyük harfle başlar. Marksizm, Alzheimer, Siyonizm gibi.

İnceltme İşareti

Şapka diye adlandırdığımız düzeltme işareti hiçbir zaman kaldırılmamıştır. Halen Arapça ve Farsçadan geçmiş kelimelerde g, k, l harflerinin ince okunması için, Batı kökenli kelimelerdeki l harfinin ince okunması için ve nispet î'sini ayırmak için kullanılması TDK tarafından istenmektedir. Habercilikteki kullanımda ise temel aldığımız ölçüt, karışması söz konusu kelimelerde şapka işaretini kullanmaktır. Örneğin reklam, plan, rüzgar, kağıt, imkan, ahlak, ilan gibi kelimelerde şapkayı kullanmıyoruz. Ancak, hala ile hâlâ'yı ayırmak için, kar ile kâr'ı, ama ile âmâ'yı ayırmak için bu işarete ihtiyaç vardır. Benzer bir şekilde nispet î'sinin kullanılmaması bazı kelimelerde anlam karışıklığına neden olur. Askeri kelimesi ile askerî kelimesinin, dini kelimesi ile dinî kelimesinin anlamları elbette farklıdır.

Soru Ekleri Ayrı Yazılır

Sık yapılan hatalardan biri soru ekini birleşik yazmaktır. Soru eki olan mi, mü daima ayrı yazılır. Ek aldığında da kural geçerlidir. İmlaya dikkat eder misiniz?, İmla sizce önemli değil mi? Örneklerinde olduğu gibi. Belki daha da fazla yapılan yanlışlardan biri aitlik eki olan -ki ile bağlaç olan ki'nin; bulunma hali olan -de-da ile bağlaç olan de, da kelimelerinin karıştırılmasıdır. Aitlik eki olan ki eki kelimeye bitişik olarak yazılır. Yarınki toplantı, bugünkü yemek, elindeki kalem, kafandaki soru gibi. Bağlaç olan ki ise her zaman ayrı yazılır. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer, Sen ki yedi iklim hükümdarı Şulgi, Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın, cümlelerinde olduğu gibi.

Bulunma Hali ve Bağlaç de, da Ekleri

Bulunma hali olan –de, -da ekleri daima kelimeye bitişik yazılır. Eklendiği kelimeye göre –te, ta şeklini alabilir. Masada bilgisayar var. Sınıfta hiç öğrenci yok. Salonda 300 gazeteci için yeterli yer yok, cümlelerinde olduğu gibi. Ek olan de, da'lar kaldırıldığında cümlenin anlamı bozulur. Bu örneklerde -de, -da ya da -te, -ta eklerini kaldırdığınızda cümle anlamsız olacaktır. Bağlaç olan de ve da ise daima ayrı yazılır. Hiçbir zaman te ve ta şeklini almaz. Üç günlük ömrümü bir günde yitirdim/ Yarınlar olsa da hoş, olmasa da… örneğinde birinci dizede aitlik eki olan -de; günde kelimesindeki gibi bitişik yazılırken, ikinci dizedeki olsa da ve olmasa da kelimelerinden sonraki da'lar bağlaç oldukları için ayrı yazılmışlardır. Bağlaç olan de ve da'lar çıkarıldığında da cümlenin anlamı tamamen kaybolmaz. Sık yapılan hatalardan biri ya da'nın bitişik yazılmasıdır. Yada şeklinde bir kullanımı kesinlikle yoktur. Aynı şekilde Şuda, Buda, Oda gibi kelimelerde da bağlacı ek gibi yazıldığında anlam tamamen değişir. Doğrusu; Ya da, şu da, bu da, o da şeklindedir.

Bitişik Yazılan Kelimeler

Bitişik veya ayrı yazılan kelimeler konusu Türk imlasında çok önemli sorunlardan biridir. Üzerinde uzlaşılamamış pek çok kelime ve birçok kalıp vardır. Örneğin bu cümledeki pek çok ayrı yazılırken, birçok bitişik yazılır! Genel yaklaşım birleşen kelimelerin anlam kayması oluşturması durumunda bitişik yazılmasıdır. Kaynanadili, hanımeli, kuşburnu, kadınbudu, keçiboynuzu gibi.

Birleşme sırasında harf kaybı olmuşta kelimeler bitişik yazılır. Ne için/niçin, kayıp olmak/kaybolmak gibi. Üstü ve altı kelimeleriyle oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır, olağanüstü, suçüstü, gözaltı, şuuraltı gibi. Kişi adları ve unvanıyla oluşmuş yer isimleri bitişik yazılır. Abidinpaşa, Necatibey, Gaziosmanpaşa gibi. Ara yönleri bildiren kelimeler; güneydoğu, kuzeybatı gibi kelimeler bitişik yazılır.

Başı kelimesiyle yapılan kelimeler; aşçıbaşı, binbaşı, ustabaşı bitişik yazılır. Pratikte çok kullandığımız; Biraz, birkaç, birtakım, hiçbir, herhangi kelimeleri bitişik yazılır.

TDK'nın Yazım Kurallarına Başvurmalı

Hane, name, perest, perver ekleriyle yapılan kelimeler bitişik yazılır. Yemekhane, beyanname, hayalperest, vatanperver gibi. Oto, tele, matik ile yapılan kelimeler bitişik yazılır. Otogar, otopark, telekart, otomatik gibi. Bütün bunların dışında kurala uymadığı halde bitişik yazılması alışkanlık haline gelen pek çok kelime vardır: Akaryakıt, başörtü, bugün, buzdolabı, gökyüzü, erbaş, yeryüzü, yarımada, yüzyıl, aybaşı, atasözü, delikanlı, anaokulu, akarsu, anayasa… Ayrı yazılan birleşik kelimelerle ilgili kurallar da benzer bir şekilde karışıktır. Hata yapmamak için sık kullanılan birleşik kelimelerin yazılışını bilmek, nadiren kullanılanlarda ise TDK'nın yazım kurallarına başvurmak gerekir.

Ayrı Yazılan Kelimeler

Ayrı yazılan birleşik kelimelerle ilgili birkaç örnek verecek olursak; Deyimler daima ayrı yazılır. Göze girmek, etekleri zil çalmak, tuzu biberi olmak vs. İkilemeler ayrı yazılır: Bata çıka, düşe kalka, çoluk çocuk, soy sop, konu komşu, eş dost gibi. Etmek ve olmak kelimeleriyle yapılan ve ses kaybı yaşanmayan birleşik kelimeler ayrı yazılır. Adam olmak, arz etmek, not etmek, yok olmak, sinir etmek gibi.

Anlam kaybı yaşanmayan birleşik kelimeler ayrı yazılır. Kuru fasulye, yaban gülü, el kitabı, alt geçit, dolma kalem, yatak örtüsü. Yolla ilgili kelimeler ayrı yazılır: Kara yolu, deniz yolu, çevre yolu hava yolu… Yiyecek isimleri ayrı yazılır: Tas kebabı, çiğ köfte, dolma biber, kuru yemiş, süzme yoğurt, vişne suyu… Gök cisimleri ayrı yazılır: Gök kuşağı, gök taşı, çoban yıldızı…

Lügatle Güreş Olmaz!

Zamanla ilgili kelimeler ayrı yazılır: Gece yarısı, gün ortası, hafta sonu, hafta başı, ay sonu, yıl sonu… Yer adlarında kullanılan yön isimleri ayrı yazılır: Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Anadolu, Büyük Menderes, Aşağı Ayrancı, İç Erenköy gibi. Ayrıca; Alt yapı, alt yazı, ana bilim dalı, ana fikir, ana vatan, ön lisans, ön söz, art niyet, yan cümle, iç kulak, dış gezi, orta öğrenim, büyük şehir, çok hücreli… Unutulmamalıdır ki; hiç kimse bir dilin tüm imlasını doğru olarak bilemez. Bu yüzden imla kılavuzları ve sözlükler vardır. Eskilerin deyimiyle "Lügatle güreş olmaz” her zaman lügat kazanır.

Nokta (.):

Noktalama işaretlerinin bazıları da haber yazarken yanlış kullanılmaktadır. Nokta bildiğiniz gibi cümlelerin sonunda, tarih aralarında, saat ile dakika (8.00 ve 8.00'de doğrudur başkaları yanlıştır) arasında ve bazı kısaltmalarda kullanılır.

Virgül (,):

Haber imlasında özellikle özneden sonra konur. Özneden doğrudan alıntı yapılacağı zaman tırnaktan önce virgül kullanılır, noktalı virgül değil. Örneğin Şeker, "Bitişik yazılan birleşik kelimeler konusu oldukça sorunludur” dedi, yazarken özneden sonra virgül kullanırız. Bunun dışında virgülün cümle içinde gerekli olduğu pek çok durum vardır. Abartmamak şartıyla anlam karışmalarını önlemek, yan cümleleri ayırmak, vurgulanacak kelimeleri belirtmek gibi amaçlarla virgül kullanabiliriz.

Ancak bağlaçlardan önce veya sonra virgül kullanmamalıyız. Ve, veya, yahut, ama, fakat, lakin gibi kelimelerden sonra virgüle gerek yoktur. İkilemelerin arasında virgül kullanımı yanlıştır. Yavaş, yavaş, düşe, kalka, son, sürat gibi kullanımlar yanlıştır.

Noktalı Virgül (;):

Haberde son derece kısıtlı kullanılan bir işarettir. Virgülle ayrılmış tür veya takımlar ayırmak için kullanılır. Elma, armut, şeftali gibi meyveler; marul, domates, kabak gibi sebzeler… Türkiye, İngiltere, Fransa; İstanbul, Londra, Paris.

İki Nokta (:):

Haberde fiili başta verdiğimiz alıntı cümlelerinde kullanılır. Şeker konuşmasına şöyle devam etti: "İmla ve noktalama konusu her ne kadar sıkıcı ise de, haber yazımında temeldir.” Türk imlasında yan yana iki nokta kesinlikle kullanılmaz ve bu işaret iki nokta üst üste diye adlandırılmaz! Üç nokta, haber imlasında özellikle öykü haberlerde yüklemi verilmeyen cümlelerin, devrik yapıların sonunda kullanılır. Ve yaşlı kadın başını çeviriyordu susarak… Alıntılarda atlanan bölümleri göstermek için de parantez içinde üç nokta (…) kullanılabilir.

Soru İşareti (?):

Bilindiği gibi soru cümlelerinin sonuna konur. Sık yapılan hata birden fazla soru cümlesi ve bağlı cümlelerden oluşan yapıların arasına da soru işareti konulmasıdır. Başbakan mı, Cumhurbaşkanı mı, Meclis Başkanı mı? şeklindeki bir yapıda soru işareti en sona konmalı, aralarda virgül kullanılmalıdır.

Soru eki olsa da bazı cümleler soru anlamı taşımaz. Bu durumda soru işareti de kullanılmaz. Akşam oldu mu bir hüzün çöker içime…

Ünlem İşareti (!):

Ünlem haberde çok fazla kullanılmaz. Ancak zaman zaman tepki başlıklarında kullanılır. Yok daha neler! gibi.

Çift Tırnak ("):

Haberde en sık kullandığımız işaretlerden biri de tırnaktır. Tırnak işareti çift tırnak şeklindedir. Zaman zaman başlıklarda estetik amaçla tek tırnak kullansak da haber metinlerinde tırnak gerektiğinde çift tırnak kullanmalıyız. Tırnak her türlü doğrudan alıntıda kullanılır. Ayrıca vurgulanmak istenen kelime ya da cümleler de tırnak içine alınabilir. ÖGC Başkanı Hasan Bölük "eğitimin önemine” dikkat çekti, örneğindeki gibi. Tırnak işaretini kullanırken boşluklara da dikkat etmek gerekir. İlk tırnaktan sonra veya son tırnaktan önce boşluk verilmemelidir.

Tek Tırnak İşareti ('):

Tek Tırnak İşareti (') ise tırnak içindeki alıntının içinde yeniden bir alıntı bulunuyorsa kullanılır. Başbakan, "Cumhurbaşkanı şike yasasını 'kişiye yönelik buldum' diyerek veto etmiştir” dedi, örneğindeki gibi… Sık kullanılmamakla birlikte parantez ve köşeli parantez işaretleri haberde ek açıklama yapılacağında gerekli olabilir. Örneğin Başbakan: "Yarın (bugün) Osmaniye'de olacağım” örneğindeki gibi.

Kesme (') İşareti:

Haberde sık kullandığımız işaretlerden biri kesme işaretidir. Kullanımında uzlaşılamayan ya da sorun olan işaretlerden de biridir. Özel isimlere getirilen ekler kesme ile ayrılır. Atatürk'ün, Başbakan'dan, Devlet Bahçeli'ye, Osmaniye'den gibi.

Ancak kurum ve kuruluş adlarına gelen ekler kesme ile ayrılmaz. Türk Dil Kurumundan, Osmaniye Valiliğine, Milli Savunma Bakanlığından gibi.

Ay ve gün adlarında sonra kullanılmaz: 18 Aralıktan, 19 Aralık Pazartesinin yazılışları doğrudur. Deyimlerdeki özel isimlerin ekleri ayrılmaz.

Alinin külahını Veliye giydirmek derken kesme kullanılmaz örneğin.

Yaygın bir hata olan O'nu şeklindeki kullanım kesinlikle yanlıştır. O işaret zamiri büyük harfle yazılmaz ve kesme ile ayrılmaz. Şunu, bunu derken ayırmadığımız gibi.

Çoğul ekleri kesinlikle kesme ile ayrılmaz. Türkler, Araplar, Ahmetler, Osmaniyeliler gibi.

Benzer bir şekilde -li, -lı eklerinin de sık sık kesme ile ayrıldığı görülmektedir. Bu kesinlikle yanlıştır. Osmaniyeli, Adanalı, Mersinli, Uzaylı gibi.

Genel olarak yapım ekleri ve devamındaki ekler kesmeyle ayrılmaz. Türkçe'nin değil, Türkçenin doğrudur. Türklükte, Müslümanlıkta, Türkleşmek gibi kelimelerde yapım ekleri bulunduğundan kesme kullanılmaz. Ancak -miz -mız eki kesmeyle ayrılır. Osmaniyemiz yerine Osmaniye'miz yazmalıyız.

Kısaltmalara getirilen ekler ve rakamların sonuna gelen ekler ayrılır. UNESCO'ya, THY'den, 2011'de, 3.'lük mücadelesi gibi.

Sonuç olarak noktalama işaretlerinin bazıları özellikle, virgül, tırnak, kesme işaretleri haber metinlerinde sık kullanılır. Bunların kullanımıyla ilgili doğru kuralları bilmek ve doğru kullanmaya özen göstermek habercilik açısından önemlidir.

Üslupla İlgili Sık Yapılan Yanlışlar

Üslup kelime seçimlerini doğru yapmak, cümle yapılarını akıcı kurmak, kolay ve zevkli okunur bir metin üretmek açısından önemlidir. Elbette herkes aynı olayı farklı şekilde yazar. Kelimeler ve cümle yapıları farklı olur. Ancak haber metinlerinden yadırganmayacak bir üslup oluşturmak önemlidir. Örneğin kelime seçimlerinin doğru ve yaşayan dile uygun olması gerekir. Siyasi görüşümüz, ya da kişisel yaklaşımlarımız nedeniyle çok eskide kalmış, artık ortalama insanın kullanmadığı ve hatta anlamadığı kelimeleri kullanmak yanlıştır. Aynı şekilde, henüz toplumda yerleşmemiş yeni üretilen kelime önerilerini de kullanmamalıyız. Dille ilgili bu mücadelenin yeri haber metinleri değildir. Örneğin artık kesinlikle yerleşmiş olan okul kelimesi yerine mektep, öğrenci yerine talebe diyemeyiz. Henüz yerleşmemiş olan yerleşke sözü yerine kampusu tercih ettiğimiz gibi…

Diğer yandan özellikle yabancı dillerden geçmiş bazı kelimelerin yazılışında önemli hatalar yapılmaktadır. Bu kelimelerin çoğu bizim ses yapımıza uygun olmadığı için halk arasında da yanlış söylenmektedir. Fakat haber metinlerinde doğru yazılışları kullanmaya özen göstermeliyiz. Örneğin, egzoz kelimesinin egzos, egsoz, ekzoz, egzoz, egzost, ekzost gibi pek çok şekilde yazıldığı görülür. Ancak ilk yazılış doğru kabul edilmektedir. Menapoz değil menopoz, dinazor değil dinozor, proğram değil program, sezeryan değil sezaryen, şohben değil şofben, erezyon değil erozyon, fermentasyon değil fermantasyon doğrudur. Bunun gibi yabancı dillerden geçmiş kelimelerin yazılışında tereddüt oluştuğunda üşenmeden ve utanmadan yazım kılavuzuna başvurulmalıdır. (Yazım kılavuzu artık internet ortamında www. tdk.gov.tr adresi kadar yakındır.)

Taktir Değil, Takdir Doğru

Sık yapılan yanlışlardan biri takdir kelimesini taktir şeklinde yazmaktır. Mahzur (sakınca) yerine mahsur (kuşatılmış) kullanılması, nüfus ile nüfuzun karıştırılması, grup yazarken gurup şeklinde araya u konulması, eşkal (şekiller) yerine eşgal (işler güçler) yazılması gibi yanlışlarla çok karşılaşılmaktadır.

Diğer taraftan bazı yerleşmiş yanlış kullanımlar ise haber metinlerinde çok daha fazla gözden kaçmaktadır. Geri iade etmek, zorla tecavüz etmek, yaya olarak yürümek, toplu katliam yapmak, ileri bir tarihe ertelemek anlamca yanlışlar içermektedir.

Bir de aynı anlamdaki kelimeleri art arda sıralamak hatasından kaçınmalıyız. Onur, şeref ve gurur duymak, yolsuzluk ve suistimaller, kamulaştırma ve istimlak, ilgi ve alaka gibi…

Üslupla ilgili bir başka nokta ise deyimler, benzetmeler, atasözleri gibi kalıpları sık sık kullanma sorunudur. Bunlar doğru bile olsa, haber dilinde fazlaca yer almaları sakıncalıdır. Çünkü dili kullanma yeteneği kısıtlı olan insanlar, kelime dağarcığı boş olanlar bu yola başvururlar.

Suçlu Değil, Zanlı

Son olarak haberle ilgili etik ilkelere uymayı kesinlikle önemsemenizi öneririm. Bu ilkeler meslek birliklerinde belirlenmekte ve yayınlanmaktadır. Kişilerin özel hayatına saygılı olunmalı, zanlılar suçlu gibi verilmemelidir. Ki bu gibi hususlar etik kurallar dışında yasayla da düzenlenmiştir ve aksi durumda ceza söz konusudur. Bir suça adı karışan kişiler haklarında iddianame düzenlenip mahkemeye sevk edilinceye kadar zanlıdırlar. Bu aşamadan sonra sanık olarak adlandırılırlar. Zanlı ya da sanıklar tutuklanıncaya kadar isimleri açık olarak yazılmamalıdır. Ancak suçlunun adının resmi olarak açıklanması durumunda biz de bu şekilde kullanabiliriz. 18 yaşından küçük suçluların adı ise daima gizlenmelidir. Aynı şekilde suçlu yakınlarının ve mağdurların isimlerinin açık yazılmaması gerekir. Unutulmamalıdır ki bir suçlunun eşi, çocukları, annesi, babası suçlu değildir. Mağdurlar ve yakınları ise zaten olayın olumsuzluğunu yüklenirken bir de haber yoluyla afişe edilmemelidirler.

Habercilikte Irk, Din, Cinsiyet

Kişilerin ırkı, cinsiyeti, dini, mezhebi, cinsel tercihi, fiziksel özellikleri, sakatlığı, çirkinliği hatta güzelliği, medeni hali (örneğin dul kadınlarla ilgili haberler) mesleği haber gerektirmediği sürece konu edilmemelidir. Örneğin bir hırsızlık haberinde hırsızın ırkı, cinsiyeti, mezhebi önemli değildir. Bir polis adliye haberinde kadının dul olarak yaşadığı haber konusu olay gerektirmiyorsa belirtilmemelidir. Dul kadına tecavüz etti denmez örneğin. Kadının dul, evli veya bekar olmasının tecavüze uğramasıyla, tecavüz suçuyla bir ilgisi yoktur çünkü.

Saygın Gazetecilik Güveni Pekiştirir

Genel olarak etik ilkelere uygun habercilik yapmamız, okuyucunun ve halkın gazeteye, gazeteciye olan saygısını, güvenini pekiştirecektir. Günümüzdeki gazeteci algısından hepimiz zaman zaman rahatsız olmaktayız ve bunun sebebi bizzat gazetecilerin etik dışı davranışlarıdır.